KATMA DEĞER VERGİSİ TARİHİ


Katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üretiminden nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçirdikleri her aşamadaki “katma değerin" vergilendirilmesi ile alınan bir harcama vergisidir. Katma değer ise bir malın ya da hizmetin satış fiyatı ile o malın veya hizmetin alış fiyatı arasındaki farktır (Yücedoğru;Ören 2017). Bir harcamanın vergilendirilmesi esnasında alınan ve dolayısıyla bir dolaylı vergi olan Katma Değer Vergisi'nin (KDV) konusu, yurtiçinde her türlü ekonomik faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler ile mal ve hizmet ithalatlarıdır (TÜSİAD 2012) KDV'nin, tıpkı diğer dolaylı vergiler gibi, vergi mükelleflerinin gündelik hayatlarında daha sık karşılaştıkları bir vergi türü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Gerçekten de, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yayınladığı istatistiklere göre KDV'nin 2017 yılı itibariyle toplam vergi gelirleri içerisindeki payı %33. Dolayısıyla KDV'nin bugün kamu bütçesi için hayati gelir kaynaklarından biri olduğu açıktır.

Her ne kadar KDV fikrinin doğuşu 20. yüzyıl başlarına kadar geri götürülebilirse de, bu vergi kurumsal olarak ilk defa 1948 yılında Fransa'da uygulanmaya başlamıştır. Başlangıçta yalnızca imalat safhasında uygulanan ve sermaye malları için indirim hakkı vermeyen bu vergi, bugün bildiğimiz anlamını ise 1954 yılında kazanmıştır ve tüketim tipi KDV'ye dönüştürülmüştür (İnaltong 2017). Uygulamadaki başarısı, 1962 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Maliye Komitesi'nin KDV'nin bütün üye ülkelerce uygulanması yönünde tavsiyede bulunmasına yol açmıştır (Arslan 2006). Zira 1957 yılında topluluğun kurucu anlaşması olan ve 99. maddesi vergilerin uyumlulaştırması hakkında olan Roma Antlaşması imzalandığında üye ülkelerin muamele vergileri yapı ve oranları bakımından çok büyük farklılık göstermekteydi . Bunun sonucunda 1968 yılından itibaren, Batı Almanya öncülüğünde, KDV, AB ülkeleri arasında hızla yayılmaya başlamıştır.

Türkiye'de KDV fikri, KDV'nin pratikte uygulanmaya başlamasından daha öncelere dayanmaktadır. Hatta bir görüşe göre dünyada KDV'nin ilk örneklerini uygulayan ülke de Türkiye'dir. Buna göre, aşarın kaldırılması üzerine Türkiye'de ilk defa 1926 yılında uygulanmaya başlanan ve bütün maddi malları ve bazı hizmetleri kapsayan ve pul yapıştırma usulü ile toplanan bir muamele vergisi türü olan “Umumi İstihlak Vergisi” kısa bir uygulama süresi sonrası başarısız olup 1927'de kaldırıldıktan sonra sınaî işletmelerin satışları ile Türkiye’ye ithal edilen ürünler ve ihraç edilen mallar üzerinden alınan “Muamele Vergisi” konmuştur. Bu verginin bir özelliği de, imalat ve ithalat esnasında, önceden ödenmiş olan vergilerin, sonradan ödenecek vergilerden indirilebilmesidir. Bu açıdan, bugünkü anlamına yakın bir biçimde KDV'yi uygulayan ilk ülkenin Türkiye olduğu iddia edilebilir (Turhan 1998). 1956 yılında yürürlüğe giren 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu, Muamele Vergisi uygulaması için 1926 yılından beri çıkarılan çeşitli kanunların yerini almış, bu kanun ise 1 Ocak 1985 tarihinden itibaren yerini 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’na bırakmıştır. Dolayısıyla KDV'nin Türkiye'de uygulanmaya başlaması ise 3065 sayılı Kanun ile 1985 yılında olmuştur.

KDV'nin AB'deki anlamıyla kavramsallaştırılması ve tartışılmaya başlanmasının 1970'li yılları bulduğu söylenebilir. 1985'te KDV'nin hayatımıza girmesine kadar her sene gündeme gelen bu konuda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Örneğin İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda daha ileri bir vergi tekniği olarak tahayyül edilen KDV'nin uygulanması için çalışmalara başlanmasının hedeflendiği görülmektedir. Bu doğrultuda, 1972 yılında Maliye Bakanlığı'nda bir komisyon kurularak ilk tasarı hazırlanmıştır. Bu tasarının hazırlanması sırasında Almanya ile bu konuda ilişkiler kurularak bu ülkenin tecrübelerinden faydalanılmaya çalışılmıştır. 1970 ve 1980'li yıllarda çeşitli kanun tasarısı taslakları hazırlanmışsa da KDV'nin yürürlüğe girmesi 1985 yılında 3065 sayılı Kanun ile olmuştur. KDV'nin yürürlüğe girmesi sonucu İstihsal Vergileri, Nakliyat Vergisi, PTT Hizmetleri Vergisi, İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi, İşletme Vergisi, Spor Toto Vergisi, Şeker İstihlak Vergisi gibi vergiler kaldırılmış ve harcama üzerinden alınan vergiler tek bir çatı altında toplanmıştır (Şenocak 2014).

Kanunun ilk uygulamasında genel KDV oranı %10 iken bu oran ilerleyen yıllarda sürekli yükseltilerek 2001 yılında bugünkü seviyesi olan %18'e gelmiştir. Türkiye'de halen %1, %8 ve %18 olmak üzere üç ayrı KDV oranı uygulanmaktadır.

Sinan Silsüpür  Ekip Üyesi

Kaynaklar

Ceyhan İnaltong. 2017. Katma Değer Vergisi Uygulamaları, Sorunlar ve Çözüm Önerileri.

Enver Arslan. 2006. Türkiye'de Katma Değer Vergisi Uygulaması ve Etkileri.

Gelir İdaresi Başkanlığı İstatistikleri.

Kevser Şenocak. 2014. Türkiye'de Katma Değer Vergisinin Adalet ve Etkinlik Açısından Değerlendirilmesi.

Recep Gündoğdu ve Gülcan Ören. 2017. Katma Değer Vergisi'nde Vergi Uyumu ve Dünyada KDV Uyumunu Artırmaya Yönelik Uygulamalar: Sistematik Bir Literatür Analizi.

Salih Turhan. 1998. Vergi Teorisi ve Politikası. Filiz Kitabevi, İstanbul.

TÜSİAD. 2012. Dolaylı ve Dolaysız Vergilerin Türk Mali Sistemi İçerisindeki Yeri: Siyasal, Sosyal ve Ekonomik Sonuçları.

 

  • #
  • #