TÜRK VERGİ SİSTEMİNİN TEMEL SORUNLARI


 

Bu yazıda ülkemizdeki mevcut vergi sisteminin temel problemlerini beş ana başlıkta toplayarak özetlemeye çalışacağız. Yazıdaki sıralama önem sırasını belirtmekte olmamakla birlikte, tüm problemler aynı derecede hassasiyet barındırmaktadır.

1.Vergi Yükünün Adaletsiz Dağılımı

Anayasamızın birinci maddesinin ikinci fıkrasında “vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır" ifadesine yer verilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde herkes gelirine uygun şekilde dengeli olarak dağıtımı yapılmış vergileri ödemekle yükümlüdür. Bireylerin ve kurumların gelirine uygun şekilde vergilendirilmesinin sağlanabilmesi için de dolaysız vergilerin ağırlığının dolaylı vergilere kıyasla daha fazla olması prensibine dayanmaktadır. Dolaylı vergiler KDV, ÖTV gibi harcamalarımız üzerinden alınan malın tüketicisi kim olursa olsun herkesin aynı tutarda ya da oranda ödediği vergilerdir. Dolaysız vergiler ise gelirler veya servet üzerinden alınan elde edilenler ya da sahip olunanlar üzerinden belirli oranlara göre alınan vergilerdir. Dolaysız vergilerin vergi gelirleri içerisindeki payının oranı sistemin adil ve dengeli olmasının temel göstergesidir. Dolaysız vergilerin payı ne kadar yüksekse sistem o denli adil ve dengelidir.

Vergi yükü, vergi gelirlerinin GSYH’ye oranına göre hesaplanmaktadır. Vergi gelirleri toplamı hesaplanırken dolaylı ve dolaysız vergiler ile birlikte sosyal güvenlik kesintileri de hesaba katılmaktadır. Bu bağlamda vergi gelirlerini ele aldığımızda Türkiye'deki vergi gelirlerinin ortalama Yüzde 65’i dolaylı, yüzde 35’inin de dolaysız vergilerden oluştuğu görülmektedir. Kıyaslanabilmesi açısından diğer ülkelerden örnekler vermek gerekirse Danimarka’da dolaylı vergiler yüzde 31 dolaysız vergiler yüzde 69, Almanya’da dolaylı vergiler yüzde 45 dolaysız vergiler ise yüzde 55 oranındadır.

2. Kayıt Dışı Ekonominin Sonucu Olarak Vergilendirilemeyen Gelirler

Yapılan araştırmalara göre ülkemizdeki kayıt dışı ekonominin büyüklüğünün gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 28 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Kayıt dışı ekonominin yüksek olması haksız rekabet ve verginin dar mükellef grubu üzerine yüklenilmesi gibi sonuçları bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Ekonominin büyümesine karşın devletin vergi gelirlerini yeterince artıramaması bütçe açığını olumsuz etkilemektedir. Böylece vergi sisteminde ortaya çıkan bu kaçak nedeniyle kayıt dışından almadığı vergiler yerine borçlanmak zorunda kalmaktadır. Kayıt dışı ekonominin en aza indirilmesi için denetimlerinin ve vergi bilincinin arttırılması için çalışmalar yapılması şarttır.

3. Sürekli Çıkarılan Vergi Afları

Cumhuriyet’in ilanından bu yana ülkemizde otuzdan fazla vergi affı çıkarılmıştır. Bu da ülkemizde ortalama üç yılda bir vergi affı çıkarıldığına tekabül etmektedir. Sıkça vergi aflarına başvurulmasının temel sebebi devletin zamanında vergi tahsilatı yapamaması ve acil olarak gelire kavuşma isteğidir. Devletin ilgili yılda tahsil etmesi gereken vergi gelirinden mahrum kaldığı ve bu şekilde tahsil ettiği gelirin birikmiş borçlardan oluştuğu unutulmamalıdır.

Vergi aflarının sıklıkla çıkarılması mükelleflerin “nasıl olsa vergi affı çıkacak” düşüncesinden hareketle vergi ödemesinden kaçınmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra vergisini zamanında ödeyen mükellefin devlete olan güveni sarsılacak ve sağlıklı bir vergi algısı oluşturulmasında zorluklar yaşanabilecektir.

4. Muafiyet ve İstisnaların Çokluğu ve Karmaşık Olması

Vergi sistemlerinde çeşitli sosyal ya da siyasal sebeplerden dolayı bazı kişilerden ya da faaliyetlerden vergi alınmaması doğal bir durumdur. Fakat muafiyet ve ya istisna durumlarında devletin ciddi miktarda vergi kaybına uğradığı bir realitedir. Bu noktada çıkarılan İstisna ve Muafiyet kanunlarının iyi analiz edilmesi ve gerçekten bu şekilde bir ihtiyaç olup olmadığı uzmanlarca ve oluşturulacak komisyonlarca tartışılmalıdır.

Şu an vergi kanunlarımızda yaklaşık 600 maddede muafiyet ve istisnalardan dolayı vazgeçilen kamu geliri bulunmaktadır. Ülkemizde uzun dönemli vergi politikası bulunmaması ve vergilendirilmede temel yaklaşımın bulunmaması siyasal iradenin çeşitli kaygılardan dolayı muafiyet ve istisnalarda yanılgıya düşmesine neden olabilmektedir. Ayrıca, çıkarılan bu ayrıcalıkların sistematikten yoksun olması mükelleflerin bu kapsamda olup olmadıkları konusunda zaman ve çaba harcamalarına neden olmaktadır.

5. Yapısal Sorunlar

Türk vergi sisteminde ciddi sorunlara kaynaklık eden bir diğer neden de kurumların işleyişindeki yapısal sorunlardır. Maliye Bakanlığı’na bağlı teşkilatlardan Vergi Dairesi Başkanlıklarının 30 adet ile sınırlı kalması gelir idaresinde hiyearşik bütünlüğün oluşmasına engel olmaktadır. Ayrıca, birçok vergi dairesi fiziki altyapı olarak yetersiz olup vergi daireleri, kapasitelerinin çok üzerinde mükellef sayısına sahiptirler. Bu durum sistemin işleyişini olumsuz etkilemekte ve dairelerden beklenen verimliliğin alınamamasına sebep olmaktadır.

Vergi denetimleri, vergi sistemlerinin en önemli kollarından birisidir. Vergi Denetim Kurulu Başkanlıkları’nın Maliye Bakanlığı’na bağlı olması kurumun siyasal bir boyutunun oluşmasına sebep olmaktadır. Vergi Denetim Kurulu Başkanlıkları’nın bağımsız bir statüye kavuşturulması güven algısının yükselmesi için zorunluluk olarak gözükmektedir.

 

Hakan KILIÇ - Verdiğine İyi Bak Ekip Üyesi

[email protected]


 Kaynaklar

Ozan Bingöl / Türk Vergi Sisteminin Temel Sorunları ve Çözüm Önerileri

http://www.seffaflik.org/wp-content/uploads/2017/02/Turkiyede-dolayli-ve-dolaysiz-vergi.pdf

http://www.mahfiegilmez.com/2012/12/vergi-yuku-bir-ulkede-vergi-yuku-hesab.html

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/3-yilda-bir-vergi-affi-26550684

  • #
  • #