Yasadışı Ekonomi ve Vergilendirme


Yolsuzluk güven halinin kendi veya bizim bağlamımızdaki haliyle arkadaşlarımızın, ailemizin veya sermayedarlarımızın çıkarları için istismar edilmesi olarak tanımlanır. Ancak yolsuzluktan ne anladığımızı anlamalıyız ve onun hakkında yanlış eğitildiğimizi anlamalıyız ve bunu kabul etmeliyiz. Bunu kabul edecek cesarete sahip olmalıyız. Onunla baş etme şeklimizi değiştirmeye başlamalıyız. Ilk başta şu büyük efsane; bir numara olan, şöyle ki, o gerçek anlamda bir suç değil. Arkadaşlarımızla ve ailemizle bir araya geldiğimizde ve ülkemizde ki suçu tartıştığımızda, 17-25 Aralık'taki, Soma'da ki maden faciasını ya da Gezi Parkı olaylarını tartıştığımızda hiç kimse yolsuzluktan bahsetmiyor. Dürüst olan gerçek budur. Bakan çıkıp televizyona suçla ilgili konuştuğunda, yolsuzluktan bahsetmiyor. Burada vurgulamak istediğim nokta bununda bir suç olduğudur. O bir ekonomik suç, çünkü vergi verenlerin parasının yağmalanmasına karışıyoruz. Genel ve özel yolsuzluk bir gerçektir. Özel sektörü yakından takip eden biri olarak, özel sektörde korkunç miktarda, hükümetle hiç bir ilgisi olmayan bir yolsuzluğun döndüğünü söyleyebilirim. Aynı rüşvetler para yedirmeler ve masa altında gerçekleşen diğer şeyler hepsi özel sektörde de oluyor. Ben bu çalışmamda özel sektöründe katıldığı kamu sektöründeki yolsuzluğa odaklanacağım.

Anlaşılması gereken diğer ikinci önemli efsane de; bu çalışmaya başlarken bu efsanelerden bahsetmek istiyorum çünkü bu efsaneleri yok etmek zorundayız. Yolsuzluğun aslında küçük bir sorun olduğunun söylenmesidir. Eğer bu bir sorunsa  sadece küçük bir sorundur. Öyle ki aslında sadece yüzde 10 veya yüzde 15 oranındadır, çoktandır böyle devam etmekte ve büyük ihtimallede böyle devam edecektir ve hiç bir kanun yürürlüğe koymaya gerek yoktur çünkü bununla ilgili yapılabilecek çok az şey vardır. Bu da çok tehlikeli bir söylencedir.

Çağımızın en önemli ekonomik gerçeği. En tepedekiler ve diğer herkes arasındaki gelir eşitsizliğinin giderek artması. Hepimiz biliyoruz ki eşitsizlik bölücü ve sosyal olarak aşındırıcı bir olgudur. Eşitsizliğin farkı günümüz dünyasında meydana gelmiş bir olgu değildir. Fransız Devrimi öncesinden beri var olan bir durumdur. Değişen şey eşitsizliğin kanıtlanabilir durum haline gelmesidir. Toplumları, benzer toplumları karşılaştırabiliriz ve eşitsizliğin yaptıklarını görebiliriz. Küreselleşen dünyada yolsuzluğun ve yozlaşmışlığın önlenemez olduğunu düşünenler olacaktır, bu bazı işlerin nasıl yürüdüğünü gösteriyor aslında, bunu değiştirmek çok karmaşık ve zor olacaktır. Peki gerçekte ne olacak? Bunu sadece kabullenecek miyiz? Küresel bir dünyada yozlaşma ve yolsuzluk tam anlamıyla küresel bir iştir ve bunun küresel vatandaşlar olarak hepimizin desteklediği ve ittiği küresel çözümlere ihtiyacı vardır. Bu çalışmamda tamda bunlardan bahsetmek istiyorum.

 

NET HATA NOKSAN GELİRLERİ

Ödemeler dengesi tablolarında yer alan net hata ve noksan kalemi kaynağı belirlenemeyen döviz giriş ya da çıkışlarını ifade eder. Ödemeler dengesi toplamı sıfıra eşit bir dengedir. Dış dünyadan mal ve hizmet satın alınır ve dış dünyaya mal ve hizmet satılır. Bu alım satımın oluşturduğu dengeye cari denge denir. Net hata ve noksan kalemi, genel olarak, ölçüm hataları ve tablodaki verilerin eksik veya fazla derlenmesinden kaynaklanır. Net hata ve noksan kaleminin oluşmasının nedenleri arasında şunları sayabiliriz:

(1) Zaman uyumsuzlukları (İhraç edilmiş malın gidiş tarihiyle ihraç edilen mal karşılığında alınacak paranın gelişinin farklı dönemlerde olması gibi.)

(2) Beyan yanlışlıkları veya hataları (Gümrük beyanlarındaki eksikler ya da yanlışlar gibi.)

(3) Kayıt dışılıklar (Gelirlerin kayda girmemesi ya da finansmanın kayıt dışı olarak gerçekleştirilmesi gibi.)

(4) Anketlerdeki ölçüm hataları (Turizm gelirlerinin belirlenmesinde uygulanan anketlerin gerçeği tam olarak yansıtamaması gibi.)

Turizm gelirleriyle ilgili ölçümlere baktığımızda ortaya bazı ilginç sonuçlar çıkıyor. Bunları açıklamadan önce turizm gelirlerinin nasıl ölçüldüğüne değinelim. TCMB sitesinde Ödemeler Dengesi hesaplama yöntemini anlatan kitapçıkta turizm gelirlerin nasıl hesaplandığı şöyle açıklanıyor: ‘Turizm gelirleri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜİK ve TCMB’nin ortak çalışması kapsamında, TÜİK tarafından yürütülen “Çıkış Yapan Ziyaretçiler Anketi”nden elde edilmektedir. Anket çalışmasında ülkemizi ziyaret ederek yurt dışına çıkış yapan yabancılar ile ödemeler dengesi metodolojisi çerçevesinde yurt dışında yerleşik sayılan vatandaşlarımızın ülkemizde yaptıkları turizm harcamalarının saptanması amaçlanmaktadır. Anket, çıkış yollarına göre hudut kapılarında, milliyet bazında üçer aylık dönemleri kapsayacak şekilde, yılda dört dönem yapılmaktadır. Turizm gelirleri; yabancı ziyaretçiler için milliyet bazında, geceleme yapanlar ile günü birlikçiler ayrımlarına göre ve turla gelenlerin tura ödedikleri bedellerin Türkiye’de kalan kısımları da değerlendirilerek elde edilen ortalama harcamaların; ilgili döneme ait Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarından sağlanan kişi sayılarıyla genişletilmesi ile hesaplanmaktadır. Aynı şekilde, yurt dışında yerleşik vatandaşlarımızın anketten elde edilen ortalama harcamaları, kişi sayısının saptanması için gerçekleştirilen anket sonuçları ile genişletilmektedir. Turizm giderleri ise yine TÜİK tarafından yürütülmekte olan “Vatandaş Giriş Anketi” sonuçlarından elde edilmektedir. Üçer aylık dönemler itibariyle yapılan anket çalışmasında, yurt dışı ülkeleri ziyaret edip ülkemize giriş yapan yurt içinde yerleşik kişilerin yurt dışında yaptıkları harcamaların saptanması amaçlanmaktadır.’

2014 yılında, yurt dışında oturup da Türkiye’ye gelen Türkler dahil, 41,4 milyon turist gelmiş ve toplam 34,3 milyar dolar turizm geliri bırakmış. Bu durumda kişi başına turizm geliri 828 USD olarak hesaplanıyor. 2014 yılında Türkiye’ye gelen Gürcü turist sayısı 1.755.289 olmuş. Gürcistan’ın nüfusu 4,5 milyon. Buna göre 2014 yılında Gürcistan nüfusunun yüzde 40’ı Türkiye’ye gelmiş bulunuyor. Böyle bir şey mümkün olmadığına göre iki olasılık söz konusu demektir: (1) Türkiye’de çalışan Gürcüler her giriş çıkışta ziyaretçi olarak sayılıp istatistiğe katılıyor. (2) Sınırdan günübirlik alış veriş veya tandık ziyareti için gelip geçen her Gürcü, turist olarak sayılıyor. Sonuçta bu şekilde gelip geçen Gürcü sayısı ile (aslında o kadar para harcamadıkları halde) ortalama turizm geliri olarak hesaplanan 828 USD çarpılarak bulunan tutar (yaklaşık olarak 1,5 milyar dolar) toplam turizm gelirine dahil ediliyor. Gürcistan’ın 2014 yılı GSYH’sı 16,3 milyar USD olduğuna göre bu hesap doğruysa Gürcü turistler 2014 yılında GSYH’larının onda birini turizm harcaması olarak Türkiye’ye bırakmışlar. Türkiye’nin nüfusu 77 milyon. Bunun yüzde 40’ı olan 31 milyon Türkün 2014 yılında turist olarak tek bir ülkeye gitmiş olması ve 800 milyar USD tutarındaki GSYH’mızın onda biri olan 80 milyar USD’yi o tek ülkede harcamış olmamız gibi bir şey bu.Buna benzer başka konular da olabilir. Eğer böyleyse net hata ve noksan olarak kaydedilmesi gereken paraların bir bölümü başka kalemlere giriyor demektir. Bu durumda aslında çok büyük tutarlara varmış olan net hata ve noksan kalemi olduğundan düşük görünüyor bile olabilir. Net hata ve noksan kalemi, son yıllarda ödemeler dengesinin en tartışmalı kalemi haline gelmiş bulunuyor. Merkez Bankası, ödemeler dengesine giren istatistiklerin çoğunu kendisi üretmiyor, kurumlardan alıp bu tabloya koyuyor. Buna karşılık ödemeler dengesini derleyip toplamak ve yayımlamak Merkez Bankası’nın görevidir. Bu durumda net hata ve noksan kaleminin niçin bu kadar büyük tutarlara ulaştığını araştırıp bulgularını kamuoyuyla paylaşmak da Merkez Bankası’nın sorumluluğundadır.

Dünyada Net Hata ve Noksan

Ödemeler dengesi denklemi şöyle yazılabilir:  Ödemeler Dengesi = Cari İşlemler Dengesi + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı + Rezerv Varlıklar = 0

Yukarıdaki denklemde sonuç sıfırdan büyük çıkmışsa ülkeye kaynağı bilinmeyen bir döviz girişi olmuş demektir. Bu durumda aradaki fark yukarıdaki denkleme net hata ve noksan adıyla eklenir ve denklem şu hali alır: Ödemeler Dengesi Cari İşlemler Dengesi + Sermaye Hesabı + Finans Hesabı + Net Hata ve Noksan + Rezerv Varlıklar = 0

Net hata ve noksan kalemi için standart bir miktar ya da orandan söz edilemez. Buna karşılık bu miktarın yüksekliği ve sürekli aynı yönde gelişiyor olması kayıtlar, ölçümler, hesaplar ve anketler hakkında kuşkuları artırır.Aşağıdaki tabloda 2011 yılında çeşitli ülkelerin ödemeler dengesinde yer alan net hata ve noksan miktarlarını, bu ülkelerin GNI (Dünya Bankası’nın GSYH hesaplama yöntemi) miktarlarını ve net hata ve noksan kaleminin ulusal gelir içindeki payını sunuyor. (Tabloyu Dünya  verilerini kullanarak derlemiştir.)

 

Türkiye’de net hata ve noksan kaleminin 2011 yılında 11,4 milyar dolarla rekor kırdığını, bu miktarın 2012 yılında 4 milyar dolara (ve şimdi TÜİK’in turizm sektörü tahminlerine ilişkin yaptığı düzeltmeyle 1,8 milyar dolara) düştüğüne dikkat edilmelidir.

 

 

 

Alperen Taşar

 (Verdiğine İyi Bak Ekip Üyesi)

 

 

 

 

  • #
  • #