YEREL YÖNETİMLERDE VERGİ VE MALİ ÖZERKLİK


T.C. Anayasası’nın 123. maddesi uyarınca: “idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür” ibaresi yer alır ancak 127. Madde uyarınca: “Mahalli İdareler (Belediye, köy, il özel idareleri) halkın müşterek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları seçmenler tarafından belirlenen kamu tüzel kişileridir.” Yerel yönetimler olarak adlandırılan bu kamu tüzel kişileri halkın ihtiyaçlarını karşılamak için bütçeyi nasıl sağlar, vergilendirme boyutunda yetkileri nelerdir, mali özerklik nedir? Bu yazıda sizlere bunlardan bahsetmek istiyorum.

Yerel yönetimlerde vergilendirme konusundan bahsedebilmek için ilk olarak değinilmesi gereken konu mali özerkliğin ne demek ve amacının ne olduğudur. Mali özerklik yerel yönetimlerin yasal düzenlemeler çerçevesinde kendi gelir kaynaklarını yaratmak amacıyla vergilendirme yetkisine sahip olması ve bu yetkiye dayanarak vergi toplaması bunun sonucunda ise serbest bir şekilde yerel yönetimlerin harcama yapabilmesidir. Yerel hizmetlerin finansmanını sağlamak ve bunun için gerekli kaynakların temin edilmesi amacı güder.

Peki mali özerkliğe neden ihtiyaç duyulur? Mali özerkliğin gerekli olduğunu savunan görüşleriyle öne çıkan Arthur Okun’un, meslektaşı Edward Gramlich’in çalışmasına bir cevap olarak tanımladığı ‘Paperfly Effect’ adlı teoride, merkez bütçesinde yerel yönetimlere aktarılan cari transferler sonucunda yerel yönetimlerin farklı gelirler elde edemediği, bunun için de merkeze ödenen vergiler azaldığı takdirde yerel yönetimlere yapılan harcamaların artacağı teorisi öne sürülmüştür. Bu teoriye göre bu yöntem ile yerel yönetimler kendi öz gelirlerini arttırma yoluna gidebileceklerdir.

Mali Özerkliğin güçlü ve zayıf yönlerine bakacak olursak; mali özerklik, yerel yönetimlerin hizmet sunumunda yerel halkın tercihlerine duyarlı olup nitelikli hizmet sunmasına imkan verir (Oates 2004). Yerel yönetimlere yeterli kaynak tahsis edilmesi ve yürütülen politika ve gelir kaynaklarının çeşitliliğinin sağlanması durumunda yerel hizmetler daha kapsamlı ve verimli seviyeye çıkabilir (Oates 2009). Yerel yönetimlerin gelir yapısının merkez yardımlarından ziyade yerel vergilerden oluşması ve bu vergiler üzerinde gelir kapasitesini arttırabilecek düzeyde vergi özerkliğine sahip olması durumunda yerel yönetimler üzerinde yapılan kamu harcamaları teşvik edilebilir (Kappeler 2012). Bu gibi görüşler mali özerkliğin güçlü yanları olarak gösterilebilir.

Bunun yanında bir de mali özerkliğin zayıf taraflarını sayabiliriz; mali kapasitenin sınırlı, yerel hizmetlere olan talebin ve hizmet maliyetinin yüksek olduğu alanlarda mali özerklik, yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını yerine getirememesine neden olabilir (Ulusoy Akdemir 2009). Tanzi’ye göre kurumların açıklık ve saydamlığı sağlanması gerekir eğer bu saydamlık sağlanamazsa ortaya çıkacak koordinasyon eksiklikleri yerel yönetimler verimsiz harcamalara yönlendirir. Faletti’ye göre yerel vergilerin toplanması konusunda yeterli idari kapasiteye sahip olmayan yerel yönetimlere vergilendirme yetkisinin devredilmesi halinde, yerel bütçeler üzerinde ciddi kısıtlamaların ortaya çıkması ve yerel yöneticilerin merkezden yapılacak mali transfer ve yardımlara bağımlılığının artması muhtemeldir.

 

Düzenlenen yasalar ve oluşan politik ortamlar sonucunda karar alma açısından merkezden bağımsız hareket edemeyen yerel yönetimler, bunun sonucunda mali özerkliği de verimli kullanamamaktadır. Bu durumla alakalı olarak yerel yönetimler kendi kararlarını alıp kendi bütçeleri üzerinde tasarruf edebildiği ölçüde mali özerkliğe sahiptir. Mali özerklikle ilgili bazı koşullar sağlanmalıdır. Bu koşullar:

  • Mali kaynakların ağırlıklı olarak öz gelirlerden oluşması,
  • Öz gelirlerin oranlarının belirlenebilmesi,
  • Belirli bir koşula bağlı kalmaksızın merkezi yönetimden yerel yönetimlere, yardım yapılması,
  • Yerel yönetimlerin gelirlerini serbestçe harcayabilmeleri, olarak belirtilebilir(Uğur 2012).

Mali Özerkliğin Gelir ve Vergilendirme Boyutu

Yerel yönetimler kendilerine bırakılan görevleri yerine getirirken belirli maddi kaynaklara ihtiyaç duyarlar ancak bu kaynaklar uygulamaya gelindiğinde merkezin elinde toplanır. Merkez bütçesinden yerel yönetimlere bu gelirler üzerinden transferler yapılır. Bu durum yerel yönetimlerin yerelleşmesini kısıtlamakla beraber elde bulunan kaynakların yetersizliği sonucunu da doğurabilir. Bu yetersizlik sonucunda yerel yönetimler merkezden gelecek transferlere muhtaç kalma durumları vardır.

Yerel yönetimlerin gelir yapısına baktığımızda; merkezden gelen mali yardımlar, yerel vergiler, vergi benzeri gelirler (harç, resim, şerefiye), emlak gelirleri, teşebbüs gelirleri gibi gelirler yerel yönetimlerin bütçelerini destekleyen kalemlerdir. Türkiye’de yerel vergiler adıyla gördüğümüz vergi çeşitleri iki adettir, ilki emlak vergisi iken diğeri ise motorlu taşıtlar vergisidir.

Yerel yönetimlerin mali özerkliğe sahip olabilmesi ve bu gelir kaynakları çerçevesinde vergi toplayabilmesi, yerel vergilerin oran ve matrahını belirleyebilmesi, kendi bütçesini planlayabilmesi ve merkezi yönetimin müdahalesinden uzak bir şekilde borçlanabilmesi olarak ifade edilebilir. Mali özerklik açısından yerel yönetimlerin en önemli gelir kalemi yerel vergilerdir ancak problemli bir tarafı, merkezi idare yerel yönetimlerden yapısı gereği daha çok vergi toplama potansiyeline sahip olmasıdır. Bununla beraber yerel yönetimlerin belirleyeceği vergi tarhları ve oranları sonucunda bölgesel gelişmişlik farkları ortaya çıkacaktır

Vergiden muaflık, istisnalar koymak, değiştirmek ve kaldırmak vergilendirme yetkisine sahip yasama organına aittir. Anayasal düzenlemeye göre yetkilendirme durumunda yürütme organı da yetkileri kullanabilir. Mali özerklik, karar organları aracılığıyla yerel vergi oranını ve matrahını belirlemesi ve vergide fayda ilkesi uyarınca yerel hizmetler için yerel yönetimlerin vergi toplama yetkisini elinde bulundurmasıdır.

Mali özerklik konusu için geniş mali özerklik, sınırlı mali özerklik, merkeze bağlılık kavramlarının vergilendirme yetkisi bakımından aşamaları nelerdir onu görmek gereklidir.

Sonuç Yerine

Demokrasinin en önemli değerlerinden olan şeffaflık, denge ve denetleme, halkın katılımı ve hesap verilebilirlik boyutunda bireylerin yerel yönetimler nezdinde bu adımları gerçekleştirmesi daha kolay ve etkili sonuç doğurabilir. Merkezden yapılan bütçe harcamalarının ne kadar şeffaf olursa olsun karışık ve anlaşılabilir olmaması hesap sorabilmeyi, denge ve denetleme mekanizmalarını sekteye uğratarak verimli bir devlet sistemine zarar verdiği görülmektedir. Günümüzde dijital teknolojiler ile yerel yönetimler bireylerle daha sağlıklı ve sorgulanabilir bir iletişim kurarak; daha şeffaf, dengelenen ve denetlenen, hesap sorulabilen bir yönetim anlayışına ulaşabilir.

Erden Barış SARAN-VAT Ekip Üyesi

Kaynakça:

Baschmann,Nina “Fiscal Decentralization and Option for Donor Harmonisation”,2009

Mustafa Karataş, “Yerel Yönetimlerde Mali Özerkliğin Gelir ve Vergilendirme Boyutu”,2019

Ahmet Ulusoy ve Tekin Akdemir, “Yerel Yönetimler ve Mali Özerklik”,2009

Çetinkaya,Özhan “Mahalli İdareler Maliyesi”,2014

Oates,Wallace “The Role of Fiscal Decentralization in Economic Growth”,1993

Öncel, Kumrulu ve Çağan; “Vergi Hukuku”,2015

(Grafik 1 http://www.bumko.gov.tr/TR,6537/05-cari-transferler.html)

(Grafik 2 Güner 2006)

  • #
  • #